Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
"Sosyal Medya Uzmanlığı" sertifika programında katılımcılarla 3.5 saat sohbet ettik. Son kısım, bence en önemlisiydi. "Yapılanların sonucunu görmek" yani ölçümlemek...
Halkla ilişkiler çalışmalarının sonuçlarını görebilmek ve daha da önemlisi, matematiksel hale getirmek zor değil.
Katılımcılara, Bilgi Üniversitesi'ne ve Sosyalmedya.co'ya teşekkürler.
sosyal medya uzmanlığı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
sosyal medya uzmanlığı sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
7 Şubat 2012 Salı
27 Nisan 2012 Cuma
Online Pazarlamada Kariyer
“Online pazarlama yapmak istiyorum. Nereden başlayayım?”
“Online reklamcılık ile ilgili okumam için ne önerirsiniz?”
“Sizce dijital PR ve sosyal medya uzmanı olmak için neler yapmak lazım?”
“Ben de AdWords öğrenmek istiyorum. Ne yapayım?”
Böyle uzar gider. Bu tür sorular o kadar çok geliyor ki, belki de tek tek cevap vermek yerine Dijitalist’te yer vermek daha doğru olacak.
1990 ve sonrasında doğan dijital jenerasyon ve 1980-1990 arasında doğan (bence) dijital öncesi jenerasyonun gözü tabii ki İnternet’te. Eski jenerasyonların aksine, İnternet ve fiziksel yaşam için farklı karakterler oluşturmaya yönelmeyecek kadar İnternet’teyiz. Hayatımız İnternet ile entegre. Neden ikiye bölünelim?
Hâl böyle olunca, İnternet’in hobi değil iş olması kulağa harika geliyor. Peki gerçekten düşünüldüğü kadar keyifli mi? Aklıma gelenleri madde madde yazdım. Lütfen eklenecek bir şeyler olduğunu düşünüyorsanız değerli yorumlarınızı paylaşın.
Her sabah, “bugün hangi bilgi eskidi?” diye Reader’ınızı açmaya hazır mısınız? Kitap önerisi isteyen arkadaşlar, online pazarlama ile ilgili kitapların tüketim ömrü en çok 1 yıl. Organik ürün alsanız daha uzun gider. Maalesef ve iyi ki değişim çok hızlı. Kitapların yetişmesi giderek zorlaşıyor. Asla bitmeyen üniversiteye (çimlerde yatılmayan) hoş geldiniz.
“Online reklamcılık ile ilgili okumam için ne önerirsiniz?”
“Sizce dijital PR ve sosyal medya uzmanı olmak için neler yapmak lazım?”
“Ben de AdWords öğrenmek istiyorum. Ne yapayım?”
Böyle uzar gider. Bu tür sorular o kadar çok geliyor ki, belki de tek tek cevap vermek yerine Dijitalist’te yer vermek daha doğru olacak.
1990 ve sonrasında doğan dijital jenerasyon ve 1980-1990 arasında doğan (bence) dijital öncesi jenerasyonun gözü tabii ki İnternet’te. Eski jenerasyonların aksine, İnternet ve fiziksel yaşam için farklı karakterler oluşturmaya yönelmeyecek kadar İnternet’teyiz. Hayatımız İnternet ile entegre. Neden ikiye bölünelim?
Hâl böyle olunca, İnternet’in hobi değil iş olması kulağa harika geliyor. Peki gerçekten düşünüldüğü kadar keyifli mi? Aklıma gelenleri madde madde yazdım. Lütfen eklenecek bir şeyler olduğunu düşünüyorsanız değerli yorumlarınızı paylaşın.
Her sabah, “bugün hangi bilgi eskidi?” diye Reader’ınızı açmaya hazır mısınız? Kitap önerisi isteyen arkadaşlar, online pazarlama ile ilgili kitapların tüketim ömrü en çok 1 yıl. Organik ürün alsanız daha uzun gider. Maalesef ve iyi ki değişim çok hızlı. Kitapların yetişmesi giderek zorlaşıyor. Asla bitmeyen üniversiteye (çimlerde yatılmayan) hoş geldiniz.
“Ya ne yapıyorsun ki. Tweet atıyorsun, Google’a kelime giriyorsun.” Bu kadar basit bir iş yaptığınızı düşündüğünde, insanlara ne açıklayabilirsiniz? Bir zaman ailenize umutsuzca, “beni anlamıyorsunuz,” dediğinizi hatırlayın. Kariyerinizde bu hissi çok yaşayacak ama böyle dile getiremeyeceksiniz. İşte olay bu kadar basit. Şahsen umudum dijital öncesi jenerasyonda. Bizler tam da dönüşümün yaşandığı zamana denk geldiğimizden, şans ve şanssızlığı aynı anda yaşıyoruz. Ancak Outliers kitabında Gladwell’in özetle belirttiği gibi, “Başarı, çok çalışmak ve uygun zamanda dünyaya gelmek ile gerçekleşiyor.” Zaman uygun. Geriye çok çalışmak kalıyor.
Online pazarlamada kariyer yapmak isteyen ve CV gönderen birçok kişi beni çok şaşırtıyor. Sosyal medya uzmanlığı için başvuran ve kendine uzman diyen, bir tane bile sosyal medya hesabı olmayan... SEO uzmanıyım diye gelip, URL deyince far tutulmuş tavşan gibi bakan... Maalesef bu tür kişilere çok denk geldim. Sadece rastlantı olduğunu umuyorum. Online pazarlama kariyeri istiyorsanız, online varlığınız olmalı. Bu da oldukça emek gerektiren bir iş.
CV paylaşan kişilerde gördüğüm bir başka ilginç nokta ise, Türkçe kullanımı. Herhangi bir markanın pazarlama departmanında yer almak, iyi bir iletişimci olmayı gerektirir. Pazarlamada bulunan, yani işi iletişim olan, ancak düzgün Türkçe kullanamayan insanlara yorum yapamıyorum.
Pazarlama, İnternet ile birlikte özüne dönüyor. Samimi iletişim kurmak ve çalışmaların etkisini ölçebilmek gibi olanaklar yeniden gündemde. Sadece hislere ve kişisel beğenilere dayanan pazarlama planlarının ömrü bitmek üzere... Planlarınıza tabii ki tüm kalbinizle inanın. Ancak sayıları da bir kenarda tutmayı ihmâl etmeyin.
Pazarlama eskisi gibi sadece reklam veren departman değil. A’dan Z’ye her departman ile beraber çalışmak zorunda. Lojistik, IT, çağrı merkezi, satın alma... Herkesin ne yaptığından haberdar olmalı ve onlarla müşteriler arasındaki köprü görevini üstlenmeli. Kolay yazılan, zor yapılan bir iş.
Gelecekte Pazarlama Departmanı Nasıl Olmalı? yazısını okumanızı tavsiye ederim. Hangi departman için, hangi bölümlerden mezun olmak gerektiğini de açıklıyor. Ama özetle, matematiği sevmelisiniz. Ölçmeden bir adım bile atmıyoruz. Offline’ı da ölçmek için sürekli yöntemler bulmaya çalışıyor ve aramızda bunlardan bahsediyoruz. Biraz kapalı bir dünyayız aslında ama bildiğimizi saklamayız, öğrenmek için sormaktan çekinmeyiz.
Online pazarlamada kariyer yapmak isteyen ve CV gönderen birçok kişi beni çok şaşırtıyor. Sosyal medya uzmanlığı için başvuran ve kendine uzman diyen, bir tane bile sosyal medya hesabı olmayan... SEO uzmanıyım diye gelip, URL deyince far tutulmuş tavşan gibi bakan... Maalesef bu tür kişilere çok denk geldim. Sadece rastlantı olduğunu umuyorum. Online pazarlama kariyeri istiyorsanız, online varlığınız olmalı. Bu da oldukça emek gerektiren bir iş.
CV paylaşan kişilerde gördüğüm bir başka ilginç nokta ise, Türkçe kullanımı. Herhangi bir markanın pazarlama departmanında yer almak, iyi bir iletişimci olmayı gerektirir. Pazarlamada bulunan, yani işi iletişim olan, ancak düzgün Türkçe kullanamayan insanlara yorum yapamıyorum.
Pazarlama, İnternet ile birlikte özüne dönüyor. Samimi iletişim kurmak ve çalışmaların etkisini ölçebilmek gibi olanaklar yeniden gündemde. Sadece hislere ve kişisel beğenilere dayanan pazarlama planlarının ömrü bitmek üzere... Planlarınıza tabii ki tüm kalbinizle inanın. Ancak sayıları da bir kenarda tutmayı ihmâl etmeyin.
Pazarlama eskisi gibi sadece reklam veren departman değil. A’dan Z’ye her departman ile beraber çalışmak zorunda. Lojistik, IT, çağrı merkezi, satın alma... Herkesin ne yaptığından haberdar olmalı ve onlarla müşteriler arasındaki köprü görevini üstlenmeli. Kolay yazılan, zor yapılan bir iş.
Gelecekte Pazarlama Departmanı Nasıl Olmalı? yazısını okumanızı tavsiye ederim. Hangi departman için, hangi bölümlerden mezun olmak gerektiğini de açıklıyor. Ama özetle, matematiği sevmelisiniz. Ölçmeden bir adım bile atmıyoruz. Offline’ı da ölçmek için sürekli yöntemler bulmaya çalışıyor ve aramızda bunlardan bahsediyoruz. Biraz kapalı bir dünyayız aslında ama bildiğimizi saklamayız, öğrenmek için sormaktan çekinmeyiz.
6 Şubat 2012 Pazartesi
Pazarlama Kanalları Sunumu - Dijital PR
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
Dijital PR Nedir?
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
7 Şubat 2012 Salı
Offline Pazarlama Sunumu - Dijital PR
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
- offline pazarlama
- online pazarlamanın, offline pazarlamayı nasıl etkilediği üzerine bir sunumdur.
Online Pazarlama Sunumu - Dijital PR
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
Dürüst olacağım: Dinleyenleri bilmem ama, benim için keyifli olan kısım burada başlamıştı. :)
Dürüst olacağım: Dinleyenleri bilmem ama, benim için keyifli olan kısım burada başlamıştı. :)
Etiketler:
blog,
blogger,
digital generation,
dijital jenerasyon,
dijital pr,
gen-d,
itibar yönetimi,
online pazarlama,
online pr,
pr,
sunum,
user generated content,
web 2,
web 2.0,
wiki
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Online Pazarlama ve Geleneksel Pazarlama Sunumu
12 Temmuz'da Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen 2. Sosyal Medya Uzmanlığı sertifika programı sona erdi.
Derste, online pazarlamanın gelişimi ve geleneksel pazarlamanın bu süreçten nasıl etkilendiğini konuştuk. Sunuma, Dijitalist'te de yer vermek istedim. Şu zamana kadar yaptığım sunumların birçoğunu, SlideShare hesabımda bulabilirsiniz.
Derste, online pazarlamanın gelişimi ve geleneksel pazarlamanın bu süreçten nasıl etkilendiğini konuştuk. Sunuma, Dijitalist'te de yer vermek istedim. Şu zamana kadar yaptığım sunumların birçoğunu, SlideShare hesabımda bulabilirsiniz.
Etiketler:
dergi,
digital generation,
geleneksel pazarlama,
geleneksel reklamcılık,
gen-d,
internet,
offline pazarlama,
offline pr,
online pazarlama,
online pr,
online reklamcılık,
tv,
yandex
27 Haziran 2012 Çarşamba
İkinciyi Geçen Kaçıncı Olur?*
Tüm mecrayı tek tek geride bırakan İnternet’in, Amerika ve İngiltere’de en çok harcama yapılan mecra hâline geldiği sık sık konuşuluyor.
Türkiye’de de farklı bir noktaya ilerlemiyoruz aslında. Bence genel anlamda, 5 yıl kadar geriden gidiyoruz iki ülkeye oranla.
Bu durumda biz İnternetçiler, “online, diğer mecrayı geride bırakacak” dediğimizde, “online, tüm mecrayı yok edecek” diyormuşuz gibi algılanıyor. Aslında sürekli, "mecra değişecek ve web ile entegre olacak" diyoruz. Ki gayet de öyle oluyor. Geleneksel dergilerin tek tek online versiyonları açılıyor. Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı’nın ilkinde yaptığım dijital PR sunumunda da belirttiğim gibi, "her mecra, kendinden öncekileri değişime sürükler." İnternet'in yaptığı da tam olarak budur: Değişim. Ve sona erdirmek ile değiştirmek arasında net bir fark vardır.
4 yıl kadar önce, bir markanın lansmanını organize ediyorduk. Online PR yeni yeni konuşulmaya başlanan bir terimdi. Davetliler belirlenirken büyük bir problem fark etmiştik: Basın mensupları, blogger’lar ile bir arada olmak istemiyordu.
Günümüzde bu durum neredeyse tamamen geçersiz. Basın toplantılarında blogger’lar da yer alıyor. Blogger’lar geleneksel dergilerde yazmaya başladılar. Yani geleneksel dergiler, İnternet’e yakın duruyor. (Bu durum dergilere özel değil. Bir daha TV izlediğinizde, reklamların yüzde kaçının İnternet'e atıfta bulunduğuna dikkat edin.)
Brian Solis’in, değişime direnen markalar için yayınladığı “What’s Your Promise” yazısını okumanızı öneririm. Özellikle son paragrafı manifesto niteliğinde.
- Alıntıdır -
You are reading this because you believe in something more than what you’re doing today. While you fight for change within your organization, remember to aim for a higher purpose. Organizations that strive for innovation, imagination, and relevance will outperform those that do not. - Change will only happen because you and other internal champions see what others can’t and will do what other won’t.
Bunu okuyorsunuz çünkü, bugün yaptığınızdan daha fazlasına inanıyorsunuz. Firmanızda değişim yaşanması için çaba gösterirken, daha yüksek bir amacı hedeflemeyi aklınızda tutun. İnovasyon, hayalgücü ve geçerlilik için çaba gösteren firmalar; çaba göstermeyenlerden daha üstün olacak. – Değişim sadece; siz ve firmanızdaki yetenekli kişiler, başkalarının yapamadıklarını gördüğü ve başkalarının yapamadıklarını yaptığı için gerçekleşecektir.
*Cevap: 2 (iki)
Türkiye’de de farklı bir noktaya ilerlemiyoruz aslında. Bence genel anlamda, 5 yıl kadar geriden gidiyoruz iki ülkeye oranla.
Bu durumda biz İnternetçiler, “online, diğer mecrayı geride bırakacak” dediğimizde, “online, tüm mecrayı yok edecek” diyormuşuz gibi algılanıyor. Aslında sürekli, "mecra değişecek ve web ile entegre olacak" diyoruz. Ki gayet de öyle oluyor. Geleneksel dergilerin tek tek online versiyonları açılıyor. Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı’nın ilkinde yaptığım dijital PR sunumunda da belirttiğim gibi, "her mecra, kendinden öncekileri değişime sürükler." İnternet'in yaptığı da tam olarak budur: Değişim. Ve sona erdirmek ile değiştirmek arasında net bir fark vardır.
4 yıl kadar önce, bir markanın lansmanını organize ediyorduk. Online PR yeni yeni konuşulmaya başlanan bir terimdi. Davetliler belirlenirken büyük bir problem fark etmiştik: Basın mensupları, blogger’lar ile bir arada olmak istemiyordu.
Günümüzde bu durum neredeyse tamamen geçersiz. Basın toplantılarında blogger’lar da yer alıyor. Blogger’lar geleneksel dergilerde yazmaya başladılar. Yani geleneksel dergiler, İnternet’e yakın duruyor. (Bu durum dergilere özel değil. Bir daha TV izlediğinizde, reklamların yüzde kaçının İnternet'e atıfta bulunduğuna dikkat edin.)
Brian Solis’in, değişime direnen markalar için yayınladığı “What’s Your Promise” yazısını okumanızı öneririm. Özellikle son paragrafı manifesto niteliğinde.
- Alıntıdır -
You are reading this because you believe in something more than what you’re doing today. While you fight for change within your organization, remember to aim for a higher purpose. Organizations that strive for innovation, imagination, and relevance will outperform those that do not. - Change will only happen because you and other internal champions see what others can’t and will do what other won’t.
Bunu okuyorsunuz çünkü, bugün yaptığınızdan daha fazlasına inanıyorsunuz. Firmanızda değişim yaşanması için çaba gösterirken, daha yüksek bir amacı hedeflemeyi aklınızda tutun. İnovasyon, hayalgücü ve geçerlilik için çaba gösteren firmalar; çaba göstermeyenlerden daha üstün olacak. – Değişim sadece; siz ve firmanızdaki yetenekli kişiler, başkalarının yapamadıklarını gördüğü ve başkalarının yapamadıklarını yaptığı için gerçekleşecektir.
*Cevap: 2 (iki)
Etiketler:
blogger,
dergi,
dijital pr,
halkla ilişkiler,
internet,
internetçi,
itibar yönetimi,
pr,
tv
7 Şubat 2012 Salı
Online ve Offline PR Farkları Sunumu - Dijital PR
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
Aslında bu bölüme geçmeden önce, Dijital PR Nedir? sunumuna göz atmanızda fayda var. Biz de sunum sırasında önce "Dijital PR", sonra "Online ve Offline PR'ın Farklarını" konuştuk.
Aslında bu bölüme geçmeden önce, Dijital PR Nedir? sunumuna göz atmanızda fayda var. Biz de sunum sırasında önce "Dijital PR", sonra "Online ve Offline PR'ın Farklarını" konuştuk.
Etiketler:
dijital pr,
halkla ilişkiler,
itibar yönetimi,
offline pr,
online pr,
pr,
sunum
İnternet'in Tarihi
Bu sunum, Bilgi Üniversitesi - Sosyal Medya Uzmanlığı 1. sertifika programında kullanılmıştır.
Neden bu kadar insanın İnternet'in başından kalkamadığını merak edenler için iyi bir İnternet 101 olabilir. Akademik dünyanın, "bilgilerin birbirlerinden beslenerek yükselmesi" İnternet'in ruhunu iyi özetler. Katılımcılarla beraber, online pazarlama anlatmaya başlamadan önce kısaca "İnternet nedir? İnternet nereden geliyor?" sorularının cevaplarını bulmaya çalıştık.
Neden bu kadar insanın İnternet'in başından kalkamadığını merak edenler için iyi bir İnternet 101 olabilir. Akademik dünyanın, "bilgilerin birbirlerinden beslenerek yükselmesi" İnternet'in ruhunu iyi özetler. Katılımcılarla beraber, online pazarlama anlatmaya başlamadan önce kısaca "İnternet nedir? İnternet nereden geliyor?" sorularının cevaplarını bulmaya çalıştık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

