dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2012 Pazar

Klasik Pazarlamacılar için Maya Takvimi'nin Sonu

Geçen zaman evde oturuyorum, sandalye sallandı. Deprem mi oldu, başım mı döndü diye düşündüm. Kumandaya değil telefona uzandım. Hemen Twitter'ı açtım, "deprem" search ettim. Birçok kişi deprem hakkında tweet atıyordu.

Büyük depremlerin ve artçıların olduğu zamanlar, televizyonu açıp beklerdik emin olmak için. En az 1 saat sürerdi haberlere düşmesi. Şimdi haber vermek için de, haber almak için de İnternet'i kullanıyoruz. Yani birçoğumuz için artık en güvenilir haber kaynağı İnternet.



Bu gerçeğe sırt çevirmediğimizde, gerçekler önümüzde duruyor. Eski yazılarımı okuyanlar için biraz tekrara düşeceğim ama ben de 2013 tahminleri trendine katılayım dedim. Ne de olsa her yıl tahminler yürütüp, neredeyse hiç tutturamayanlar var.

Bence Mayalar takvimi bitirirken, 2013'te iletişimin değişeceğinden bahsetmek istemişti.


Sırada gerçek kehanetlerim var. 2013'te geleneksel ve dijital mecraya neler olacak?
  • Gazeteler hazır olun! Bir süredir huzursuzluk veren İnternet'in şiddeti bu yıl çok yükselecek.
  • Okurlar İnternet'e göre karşılaştırıldığında eskimiş haberlerin bulunduğu basılı gazetelere uzaklaşacak.
  • Online olmayı blog açmaktan ibaret gören dergiler, sadık okur kitlesini kaybetme tehlikesi yaşayacak. 
  • Dizileri çok sevip, reklam aralarında diğer kanallara baktığını düşündüğüm bir ülke olarak Türkiye'nin, İnternet'ten televizyon izleme alışkanlığı artacak.
  • Dinleyiciler, İnternet'te platform yaratmayı ihmal eden radyolarla yollarını ayırmaya başlayacak.

Bakalım tutacak mı...
Ne demiş Nasrettin Hoca: "Ya tutarsa?"




21 Ekim 2012 Pazar

Lüks Markalar Neden Pazarlama Yapmıyor?

Mevcut işim sebebiyle bir süredir moda dergilerini takip ediyorum. Belirli bir segmentin üzerindeki tüm moda dergilerinin ortak özelliği, ilk sayfalarının tamamen reklam olması.

Düşünün. 300 sayfalık dergi içindeki reklamlardan herhangi biri olmak için reklam veriyorsunuz.



Sonra bu reklamların, Kadınlara Reklam Yapmak başlıklı yazım ile çeliştiğini fark ettim. Sezgilerin Gücü kitabında Gigerenzer'in dediği gibi, "Kadınlara çok seçeneği olan ve tercihlerini destekleyen sebepler sunan reklamlar yapmak gerekir. Çünkü kadınlar seçenekler arasından tercih yapmak ister ve kararlarının desteklenmesini severler."

Peki madem öyle, neden bu lüks markaların reklamlarında kimi zaman ürün bile arka planda kalıyor?

Çünkü lüks konumlandırılmaz. Lüks, rekabet etmez.

Her pazarlamacının üç aşağı beş yukarı yaptığı marka konumlama çalışmalarına göre:
  • fiyat
  • ürün/servis
  • erişilebilirlik & dağıtım
  • iletişim dili
  • hedef kitlenin beklentisi
  • rakiplerin konumlandırması
  • pazarın yapısı
tespit edilir ve markanın pozisyonu bunlara göre belirlenir. Hatta pazarlamacılar düzgün yapmasa da piyasa şartları markayı olması gerektiği yere konumlandırır.

Fakat lükste, diğerleri diye bir kavram yoktur. Chanel'in dünyasında sadece Chanel vardır. Lüks markalar, markanın kurucusunu ve o markayı seçenlerin kişiliklerini yansıtır.

Chanel denildiğinde akla, (ilgiliyseniz) o tarza uygun kadınlar gelir. Benzer markalar, başka markaları andıran ürünler değil.

Lüks markanın tek sorunu replikalardır. (Yani birebir üretilmiş sahte ürünler) Diğer markalar ise, kimliklerini korumaya çalışır.

Peki kullanıcılar İnternet ile dünyanın her yerine ulaşabilirken, replikalar online'da da yayılırken lüks markalar İnternet'te ne yapmalı? Bu da bir sonraki yazı.


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Online Pazarlama ve Geleneksel Pazarlama Sunumu

12 Temmuz'da Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen 2. Sosyal Medya Uzmanlığı sertifika programı sona erdi.
Derste, online pazarlamanın gelişimi ve geleneksel pazarlamanın bu süreçten nasıl etkilendiğini konuştuk. Sunuma, Dijitalist'te de yer vermek istedim. Şu zamana kadar yaptığım sunumların birçoğunu, SlideShare hesabımda bulabilirsiniz.

   

27 Haziran 2012 Çarşamba

İkinciyi Geçen Kaçıncı Olur?*

Tüm mecrayı tek tek geride bırakan İnternet’in, Amerika ve İngiltere’de en çok harcama yapılan mecra hâline geldiği sık sık konuşuluyor.

Türkiye’de de farklı bir noktaya ilerlemiyoruz aslında. Bence genel anlamda, 5 yıl kadar geriden gidiyoruz iki ülkeye oranla.



Bu durumda biz İnternetçiler, “online, diğer mecrayı geride bırakacak” dediğimizde, “online, tüm mecrayı yok edecek” diyormuşuz gibi algılanıyor. Aslında sürekli, "mecra değişecek ve web ile entegre olacak" diyoruz. Ki gayet de öyle oluyor. Geleneksel dergilerin tek tek online versiyonları açılıyor. Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı’nın ilkinde yaptığım dijital PR sunumunda da belirttiğim gibi, "her mecra, kendinden öncekileri değişime sürükler." İnternet'in yaptığı da tam olarak budur: Değişim. Ve sona erdirmek ile değiştirmek arasında net bir fark vardır.

4 yıl kadar önce, bir markanın lansmanını organize ediyorduk. Online PR yeni yeni konuşulmaya başlanan bir terimdi. Davetliler belirlenirken büyük bir problem fark etmiştik: Basın mensupları, blogger’lar ile bir arada olmak istemiyordu.

Günümüzde bu durum neredeyse tamamen geçersiz. Basın toplantılarında blogger’lar da yer alıyor. Blogger’lar geleneksel dergilerde yazmaya başladılar. Yani geleneksel dergiler, İnternet’e yakın duruyor. (Bu durum dergilere özel değil. Bir daha TV izlediğinizde, reklamların yüzde kaçının İnternet'e atıfta bulunduğuna dikkat edin.)

Brian Solis’in, değişime direnen markalar için yayınladığı “What’s Your Promise” yazısını okumanızı öneririm. Özellikle son paragrafı manifesto niteliğinde.

- Alıntıdır -
You are reading this because you believe in something more than what you’re doing today. While you fight for change within your organization, remember to aim for a higher purpose. Organizations that strive for innovation, imagination, and relevance will outperform those that do not. - Change will only happen because you and other internal champions see what others can’t and will do what other won’t.

Bunu okuyorsunuz çünkü, bugün yaptığınızdan daha fazlasına inanıyorsunuz. Firmanızda değişim yaşanması için çaba gösterirken, daha yüksek bir amacı hedeflemeyi aklınızda tutun. İnovasyon, hayalgücü ve geçerlilik için çaba gösteren firmalar; çaba göstermeyenlerden daha üstün olacak. – Değişim sadece; siz ve firmanızdaki yetenekli kişiler, başkalarının yapamadıklarını gördüğü ve başkalarının yapamadıklarını yaptığı için gerçekleşecektir.

*Cevap: 2 (iki)