youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2012 Çarşamba

Google Drive Nasıl 5 GB Alan Veriyor?


İnternet’te o kadar çok şey bedava ki, Orhan Veli bugün Bedava şiirini yazsa teması bence İnternet olurdu. YouTube’a video yüklüyoruz, Facebook’a fotoğraflarımızı... Tweet atmak bedava, Google’da arama yapmak bedava...

DropBox’ı kullananlar için yeni bir konu sayılmasa da Google Drive, cloud (bulut – yani dökümanların İnternet’te bulunup, istenilen bilgisayardan ulaşılabilmesi) sisteminde büyük bir adım. Peki herkese 5 GB alanı ücretsiz olarak veren Google ve diğer İnternet şirketleri, depolama maliyetlerinin altından nasıl kalkıyor?


Intel’in kurucularından Gordon Moore’un öne sürdüğü Moore Yasası burada devreye giriyor. Moore Yasası, bilgisayar işlem gücü fiyatının iki yılda bir yarıya indiğini, bundan daha büyük bir hızla da depolama maliyetlerinin azaldığını söyler. Yani her geçen yıl, içerik depolamanın ve yayınlamanın maliyeti düşmektedir. Anlaşılan o ki, e-ticareti yükselten trendin tek sebebi geleneksel mağazanın maliyetlerinden kurtulmaya çalışmak değildir. Arka planda bu tür teknoloji maliyetleri de azalmaktadır.

Dönelim Google Drive’a. Veri depolama maliyetleri düşse bile, “bedava” değil. Burada, Drive’ın 5 GB ücretsiz alan sunması için başka sebepler de devreye giriyor:

• Drive kullanmaya alışan biri, fizikî bir diskin riskine girmemeyi tercih edecektir. Çalınmayan, kaybolmayan, eskimeyen ve yedeklenmesine gerek olmayan bir disk. Drive bir başlangıç adımı. Devamına geçen kişiler 80/20 kuralına (Pareto İlkesi) göre büyük olasılıkla ücretsiz alan kullanımının maliyetini kurtarıyordur.
 ChromeBook’lara alışmak için önemli bir adım da Google’ın bulut sistemine geçmek olsa gerek.
• Google neredeyse herkes için bir lovemark. Sadece eski bir Google çalışanı olarak değil, İnternet’i seven herkes gibi benim için de Google’ın ayrı bir yeri var. Üstelik Google’ın bu kadar seviliyor olması, dosyalarımızın güvenliğine dair tüm soruları kafamızdan siliyor.

Gmail’in ilk açıldığı dönem, yanlış hatırlamıyorsam 2 GB kapasitesi vardı. Şimdilerde 10 GB’a kadar yükseldi. Google, benzer bir artışı Drive için de yapabilir. Göreceğiz.

Henüz Drive ile tanışmamış olanlar, Drive sayfasını ziyaret edebilirler.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Bu Buzdolabını Kim Seçti?

Nyan Cat 3.5 milyondan fazla izlendi. Pixel bir kedi, gökkuşağında koşup duruyor, o kadar. 6-15 yaş arası çocukların videoya verdiği tepkiler arasında bazıları dikkatimi çekti:

3:00 - YouTube'a nasıl 6 saatlik bir video yüklenir ki?
4:10 - Kaç dislike gelecek görmek istiyorum.

Bir zaman dijital ajansta çalıştığımdan, insanların birbirine YouTube soruları sormasına alışığım. Oysa bu çocuklar, doğuştan bu bilgiye sahip gibiler.

Kısacası, İnternetsiz dünyayı bilmeyen ilk jenerasyon, Gen-D, bilgisayar başına oturdu. Henüz farkında olmayanlara ufak bir tüyo. Satın alma kararlarından yeni medya düzenine kadar birçok önemli ve güncel konuda onların kararlarına bağlıyız.


İyi de, onları bizden farklı kılan ne?

Öncelikle, bilgisayar ve telefonu aynı anda kullanıyorlar. Dikkatlerini çekmek ne kadar zor düşünün. Emektar televizyona gelince... Dijital çerçeveden farkı yok. Hep sessiz, hep arka planda.

Evet, suskun görünüyorlar. Onlara asosyal diyoruz, ebeveynler endişeleniyor. Peki hangimiz o yaşlardayken, yüzlerce kişi ile sürekli iletişim halindeydik?

Bence, maneviyatı güçlü, iyi soru sormayı ve kolay cevap bulmayı bilen yetişkinler geliyor.

Yani e-ticaret tarafından bakınca, "Şu buzdolabının en ucuzu nerede?" sorusunun cevabını arayan ve hemen bulanlar, Gen-D'den başkası değil. Rewired kitabında Larry Rosen'in belirttiği gibi; henüz kredi kartları olmasa bile, satın alma kararını aslında onlar yönetiyor.

Bu noktada fiyat en önemli satın alma faktörü gibi görünse de, araştırmalara göre markalarla araları fena değil. Tabii ki bu, rakipten alışveriş yapmayacakları anlamına da gelmiyor.

Hal böyle olunca, marka sadakati adına endişeleniliyor. Haklılık payı var, kabul. Birkaç yıl sonra, pazarlamaya her zamankinden fazla iş düşecek.

Yine de, iyimser bir havanın hakim olduğuna inanıyorum. Her jenerasyonun kalbini fetheden, o dönemi yansıtan markalar vardır. İnternet'le yaşayan, bilgiye ulaşmayı bilen ve farklılık arayan Gen-D'nin kalbini de bence, kişisel e-ticaret deneyimi yaşatan markalar kapacak.